Adnan's profileAdnanPhotosBlogLists Tools Help

Blog


    October 09

    Çaresiz

    Bu gün 4 saatlik uykuyla ayaktayım. Ev arkadaşlarım benim sabah 7.20 de kalkıp işe gitmemi umursamadan sahuru bana hazırlattılar. Sahurdan sonra uyumak için kalan bir saat ise nasıl geçti bilmiyorum. Zaman zaman sırf sabahları daha fazla uyuyabilmek için işi bırakayım diyorum. 5. ayımdayım ve işe sadece bir defa geç geldim. Her gün 5 saatlik uykularla geçiyor. Şimdiye kadar sağlığımda bir bozulma olmaması mucize diyorum. Yakında zayıflamaya başlarım herhalde Ramazan’da iyi beslenemiyorum. Geceleri işten bazen 9 da çıkıyorum. Eve gidince saat 10 olmuş oluyor. En erken saat 12'de yatsam 7 saat uyumuş olurum. Çok yorgunum dinlenemiyorum. Pazarları evden dışarı çıkmayıp akşama kadar uyumak bile bunu geçirmiyor. Kronik yorgunluk vakası deniyor bu duruma. Ellerimden derman kesiliyor. Gözlerim sönükleşiyor. Yolda yürürken insanlara çarpıp duruyorum. Otobüslerde, metroda uyuyor durakları insanları görmüyorum, bu da bir kısır döngü haline geliyor. İnsanları görmediğim için kötü olan ben; insan olan yerlerde uyuyorum insanları görmüyorum. Evden haber alamıyor kimse ile konuşamıyorum. Derdimi anlatamıyor gözlerimi aralayamıyorum. Patronum beni işten çıkarsın diye dua etmeye başlarsam şaşırmam. Hiç okumadığım bir gazeteye tonlarca para veriyorum. Kendim için gerekli olan haberleri bile izleyemiyor, televizyon dünyasından bihaber yaşıyorum.

    Diğer yandan çalışmam gerekli ve kazandığım para ancak kişisel harcamalarıma yetiyor. Çalışmazsam diye bir durum söz konusu bile olamaz ayakta durabilmek için. Kira, yol, yemek, çay, sinema, kitap, gazete asgari 600 m. Kazandıracak bir işe ihtiyacım var. Hiç bir işten de anlamıyorum.  Zaman ha bire lehime çevirmiş çarklarını dönmede. Elimde hiçbir şey yok yaşama dair. Maaşımızı bir hafta geç verseler açlıktan ölürüm. İşe gelmeye yol parası bulamam. Çamaşır makinesi almak artık hayal olmaya başladı. Borçlarımı verip düze çıkmalı ve acilen kadroda revizyona gitmeliyim. Para edecek, getirecek şeyler yapmalı, düşünmeliyim. Yarışmalar geliyor aklıma ilk, bir de dijital bir fotoğraf arşivi, bulmaca, satmalık, kitap veya makale tarzı şeyler de yazmalıyım.

     

    Zihnim öyle bulanmış öyle tozpembe yapmışım ki her şeyi birden bire bulutlardan sıyrılıp tüm hızıyla düşen biri gibiyim. Yanımdan onca şey geçiyor ama ben bakamıyorum bile kendimi o kadar güçsüz hissediyorum ki. Dermanı kesildi dizlerimin, gelecek kaygısı diyorlar bu derde de bir kez yapışmaya görsün üzerimize çıkarıp atamıyoruz. Saatlerce vaktimizi harcıyor bir yere varamıyoruz.

     

     

    September 29

    Enver Paşa

    BELCIVAN

    FERYADIM BOĞSUN DÜNYA'NIN BÜTÜN VARLIĞINI;

    ÜMİDİM SON İPİNİ DE KOPARIP ATSIN!

    GAZAPTAN TİTREYEN GENÇ BİR YİĞİDİN

    DOLMUŞ MERMİLER SİNESİNE TAŞ GİBİ,

    DAĞLARDA ÖZGÜRLÜK DİYE GEZEN BİR GEYİĞİN

    MATEMLER İNMİŞ KARA GÖZLERİNE.

    DERYALAR, DALGALAR TİTRETEN BİR YİĞİT,

    YEDİĞİ DARBELERİN KAHRINDAN YIKILIP KALMIŞ,

    KURTULUŞ YILDIZI SANKİ HİÇLİĞE KARIŞMIŞ

    SENİN SON CANINI DA DÜŞMANLAR ALMIŞ.

    MARMARA BOYLARI, EDİRNE YOLU

    ÇATALCA OVASI, BOĞAZ GEÇ İD t,

    KARPAT DAĞLARI, TRABLUS ÇÖLLER!

    GÜZEL SELÂNİK'İN ŞİRİN BAHÇELERİ.

    ŞEHİTLERİN YÜZÜNE DAMLAYAN NURLAR,

    BİZİ KAN AĞLATTI BU KARA HABER.

    BERLİN SOKAKLARI YİĞİDİN BİRİNİ

    DOPDOLU KOYNUNA ALIP SARDI,

    TİFLİS'İN HAVALARI DA BİR KURTARICI YİĞİDİ

    KARA KANLARA BOYAYIP TOPRAĞA SALDI.

    TARİHİN RENGİNİ KANLARLA KARARTIP DOLDURAN

    EN SON ÜMİDİMİZİ DE KANA BOYADI O BELCİVAN

    AH NASIL UĞURSUZ ZAMANLAR GELMİŞ,

    FERYADIM DÜNYA'NIN VARLIĞINI BOĞUP ÖLDÜRSÜN,

    KAPKARA BAHTINA ŞEYTANLAR GÜLSÜN!

    Özbek Şairi Çulpan'ın
    Enver Paşa'nın şehâdeti üzerine yazdığı şiir

    September 21

    Soru

    Ruhumun hiçbir karakteristik özelliği yok. O kadar düz ve yalın da değil ki yalınlık özelliği ile övüneyim. Tepkisiz bir seyirci gibi; olayların ayırdında ama hiçbir değişme çabası yok.
     
    ----------------------------
     
    Tüm gece döndüm durdum kendi etrafımda dünya misali. Uyku tutmadı bir türlü. Sabahın köründe kalkması da caba. Zihin olarak iyi sayılırım. Bedenen biraz açılmam lazım ama bu şehirde zor. Yine bir yarış zamanı kiminin kulvarı çok önceden çizilmiş, benim gibi çayır atları ise amaçsızca koşacaklar. İleride başka bir çayıra kavuşmak umuduyla.
     
    -----------------------------
     
    1. Dünya Savaşında Irak, Suriye ve Filistinde neden Urfa, Antep benzerleri çıkmamış. Çıkmış da bizim mi haberimiz olmamış.
     
    Temmmuz 2006 İstanbul
    September 17

    Masa

    Nerden başlasam nasıl yapsam bilmiyorum. Sadece yazmak istiyorum. Neyden bahsettiğim de önemli değil. kelimeleri arka arkaya sıralayarak bu can sıkıcı tek düzeliği bir çığlıkla düzeninden çıkarmak istiyorum. Aklım değil harekete geçmek isteyen; ellerim. Zaten akıl değil mi bizi sözleri ile yoldan çıkaran; sonra pişman olan yine akıl.
    İlk gençlik yıllarımı hatırlatıyor bana akıl. O yağlı yemekhane sıralarını. Yine yağlı bir yemekhane sırasının üzerinde yazıyorum şimdi. Diğer tüm yağlı sıralara benziyorlar. Ama farklı olan bir yanı var şimdi yazı yazıyorum.
    Var oluşunun üzerinden kim bilir kaç yıl geçen bu masa üzerinde bana da bir yer buldu. Daha doğrusu ben bir yer buldum. Üzerine sığışan onca hatıradan arta kalanları bozmamaya çalışarak. Aklım işte yine iş başında. Olmadık zamanları getiriyor aklıma. Nerde olduğunu şimdi bilmediğim sevgilimle yarım kalmış sevişmelerim. Neden, nasıl yarım kalmıştı hatırlamak istemiyorum. Aklıma olmadık oyunlar etmek geliyor içimden. Olmuyor edemiyorum.
     
    12 Eylül 2007 Bir sınavın gerilimini almak için yazılan bir yazı..
    December 11

    Kısa Güzel Hikayeler

    *  2 kere 2 kaç eder sorusuna yanıtlar :
         İlkokul çocuğu : dört.
         Matematik profesörü : (uzun uzun düşündükten sonra) dört..
         İstatistik profesörü : % 95 olasılıkla 3.75 ile 4.25 arasında çıkar....
         Pazar araştırma uzmanı : size ne kadar lazımdı ??

    *  Kafası kesilerek öldürülen 10 fareden birinin yasamaya devam  ettiğini gören istatistikçinin yorumu ne olur?
      — Anlamlı değil!

      * İstatistikçinin ikiz oğulları olmuş. Birini sünnet ettirmiş, diğerini ettirmemiş; kontrol kümesi olarak saklamış...

    * İstatistikçiye " esiniz nasıl? " diye sormuşlar;"kime kıyasla !" diye yanıtlamış... 

     * Aritmetik ortalama; kafasını sıcak fırına, ayaklarını ise buzlu suya sokmuş bir adamın, kendini uygun bir sıcaklıkta hissetmesidir.

      * Bindiği uçağın bir sabotaja uğrayacağından çok korkan istatistikçi yaptığı  incelemede, uçakta bir bomba bulunması olasılığının yirmi binde bir olduğunu saptamış. İstatistikçiyi uçağa bomba ile binerken yakalamışlar. Savunmasında bir uçakta ayni anda iki bomba bulunması olasılığının dört milyonda bir olduğunu, bu bombayı  sabotaj olasılığını daha da düşürmek için aldığını söylemiş.

     * Uçak yolculuğu esnasında pilot; 4 motordan birinin bozulduğunu ancak korkulacak bir şey olmadığını sadece 4 saatlik yolculuklarının 6 saate çıkacağını bildirmiş. Bir süre sonra pilot; maalesef bir motorlarının daha durduğunu ancak merak edilmemesi gerektiğini sadece, yolculuklarının 9 saat süreceğini anons etmiş. Bir saat sonra pilot üzülerek 3. Motorun durduğunu ancak bir tehlike bulunmadığını sadece yolculuklarının 13 saate uzayacağını açıklamış.

    İstatistik uzmanı yolcu kendi kendine söylenmiş; "Eh! Son motor da durursa herhalde 19 saate zor varırız! "

     * Üç çeşit yalan vardır : basit yalan , kuyruklu yalan ve istatistik..

     

     * İstatistikçilerin olumlu tarafları :
    ·  sapmaları normal karşılarlar
    ·  % 95 güvenilirdirler
    ·  normal olmayanların da dönüştürülebileceğine inanırlar
    ·  rahatlıkla, kesin konuşmadıklarını söyleyebilirler
    ·  işlerini hem kesikli hem sürekli görebilirler

      *  Bilim için istatistik, bir sarhoş için sokak lambası gibidir. Aydınlatmada değil dayanıp destek almada kullanılır.

     
     *  Profesör, sınav süresince, bir öğrencinin sorulara bile bakmadan, çoktan seçmeli yanıtları zar atarak verdiğini fark eder. Sınavın sonu gelip tüm öğrenciler kâğıtlarını teslim ederken bu öğrenci zar atmaya devam etmektedir.
    Hoca ;" Zaten rast gele yanıtlıyorsun, neden bu kadar uzun sürüyor ki ?" diye sorar.
    Yanıt " Sonuçlarımı son kez kontrol ediyorum! " olur.
     
    * İstatistikle hiç bir ilgisi olmayan bir adam ölüm döşeğindedir.
    "Son bir arzun var mı? " diye sorarlar.
    "Beni bir istatistik dersine sokun !" der ve zorlukla açıklar;"Orada zaman geçmek bilmez !"

    * Tavla oyununda rakibinizin üst üste 5 kere 6-6 atması istatistiksel olarak anlamlı değildir ve hiç bir hile göstergesi de olamaz.. Yeter ki rakibiniz kirik pulunu kapalı olan 6 kapınıza giremesin.

    * Üniversitenin çöp bidonlarının bulunduğu mekânda yangın çıkmıştır. O sırada oradan geçmekte olan bir fizik, bir Kimya ve bir istatistik hocası hemen söndürmeye koşarlar. Fizikçi yanan bidonların üzerine kapaklar kapatmaya çalışır, kimyacı ise karbondioksitli söndürücülerle yetişir.
    İstatistik hocasının daha tutuşmamış olan bidonları da ateşe vermeye çalıştığını hayretle fark ederler, bir taraftan da söylenmektedir;

    "Örneklemi arttıralım ki alınacak sonuç sağlıklı olsun"

     

    * Genç suçlu kaçılamaması ile ünlü cezaevine getirilir ve hücreye atılır. Hücre arkadaşı çok yaşlı ve hemen hemen hiç konuşmayan bir mahkûmdur.
    " Buradan mutlaka kaçacağım dede " der genç suçlu ancak yaşlıdan hiç yanıt alamaz. Bir zaman sonra da gerçekten bir fırsatını bulup kaçar. 3 gün sonra yakalanır ve perişan halde hücresine geri atılır;
    " Kaçmak olanaksız dede " der genç ; " Meğer burası ada imiş, vahşi dobermanları, 12 aşama dikenli teli ve mayın tarlalarını saymıyorum bile. "
    " Biliyorum ." der yaşlı mahkûm.
    " Nereden biliyorsun ?".
    " 32 sene evvel bende kaçmaya çalışmış ve senin gibi 3 günde yakalanmıştım "
    " Beni uyarsaydın da boşuna cezamı 2 katına çıkartmasaydım keşke dede " diyerek sitem eder genç mahkûm.  
    "Başarısız sonuçlar yayınlanmaz oğlum " der yaşlı adam.

     

    Memur

    Geçenlerde bir devlet dairesine işim düştü. Önce daha önceden ismini aldığımız şahsı bulmaya gittik. Şahıs izinli olduğu için müdürle görüşmeyi uygun gördük. Müdürde tesadüf eseri bizim rakibimiz konumunda bir firmanın temsilcisi ile görüşmekteydi o anda. Bir müddet sekretaryada beklettiler. Müdürün odasının genişliğine yakın genişlikte, misafirler için hazırlanmış hiçbir düzenleme olmayan, görünüşü bile sizi oraya geldiğinize pişman eder nitelikteydi. İşimizi havale ettiği diğer müdürün ise kendine ait odası yoktu. Elemanları ile aynı odayı paylaşıyorlardı. Raflarda 5 veya 10 sene önce hazırlanmış ürünler yer alıyordu, öyle ki ambalajlarındaki kâğıtlar sararmıştı.  Müdür de bir başkasını görevlendirdi ama her aşamada gelerek işimizi gözden geçirdi. Muhasebe ise tam bir cadı kazanı, evraklarında bir eksiklik olsun para bile yatıramıyorsun, kendi alacaklarını almıyorlar.

     Mesai saatlerini sorduk sabah 9'da iş başı yapıp akşam 4'te bırakıyorlar.

    Manimsi

     

    Attım kişisele kullanmadığım bilgilerimi,
    Lazım olur dedim gelirse açık fikirli biri.
    Sanmam zamana yenik düşüp yıpransınlar.
    Kâğıt değil sonuçta yırtılıp kaybolsunlar.